Yolculuk ve Yükler
Hepimiz yorgun hissederiz bazen,
Her his gibi yorgunluk da bir kılavuzdur.
Bak bakalım yükün mü ağır, fazla mı acelecisin?
Yoksa yol mu zihninde çekilmez, gereksiz, bitmez olarak kodlanmış.
Hayat yolculuktur dostlar, menzil belli.
Bu yolculuğun bazen yükü ağır bazen yolu dik ve dikenli.
Bazen bahar günü yürünür bazen kar-tipi.
Ama yolculuk işte…
Dinlesen yolcuları, biri der ‘benim yüküm ağır’, biri der ‘benim yolumda engel çok’, öbürü ‘…uzar gider.
Hayat öyküsü dediğimiz bir yolculuk hikâyesi.
Kimlerle kesişir, kimler gelir, kimler gider, say say bitmez.
Nerelerde durulur, neler yaşanır, neler görülür neler?
Hızlı gitmeye çalışma, yürürken nefeslen, bak, tat, dokun, işit…
Boşuna yüklenmişsin bazılarını at gitsin, hafif olanı al yanına.
Boşuna dememişler ‘derdi dünya olanın dünya kadar ağır olur yükü’ diye.
Menzilde istenenler çok ağır değil aslında, yürürken de dinlendirir seni.
Merak etme yola çıkaran yürütür, menzile de ulaştırır, sor bakalım ulaşamayan olmuş mu hiç?
Yol arkadaşlarını iyi seç, muhabbet olursa yolculuk nasıl geçer anlamazsın.
Geride kalırsan bekler iyi arkadaş, derdine ortak, haline hemhâl olur, hatta bazen sırtlanır seni.
Vuslat ne zaman bilinmez.
Erteleme yarına, takılma düne, bak bu güne.
Yorgun hissediyorsan dur, nefeslen biraz.
Bazen durmaktır yolculuk, bazen koşmak.
Ama kaçırmamak lazım yolun kokusunu, tadını, rengini, serinliğini.
Yaşayarak yürü, aşkla yürü, acele etme, menzil belli…