Bağımlılık

Prof. Dr. Mehmet Ak, 2 dk okuma

YouTube’da aç Bağımlılık

Bir maddeye bağımlı olmak insanın ilk çağlardan beri yaşadığı hastalıklardan biridir. Nasıl anlarız bağımlı olduğumuzu? En önemli kriterlerden biri, kullandığımız maddeyi almayınca bir takım bedensel ve ruhsal belirtiler meydana gelmesi, yani yoksunluk yaşamamızdır. Diğer bir belirti her seferinde aldığımız maddeyi daha çok tüketmek zorunda kalmamız yani tolerans gelişmesi. Tabii bunlara maddeye kullanımına bağlı eklenen sağlık, sosyal ve mesleki problemler kaçınılmaz. Eskiden sadece madde bağımlılığından söz ederdik şimdi bağımlı olunan şeylerin sayısı artmaya başladı. İnternet, oyun, kumar…

Günden güne artan bağımlılık oranları dehşet verici. Başlama yaşı da düşüyor. Gencecik insanlar hayatlarının baharında tutsak ediliyor. Bazen tek dozla vuruluyor prangalar beyinlere. Nedenler bir değil çok: yaşanan derin anlamsızlık ve boşluk hissi, bozulan aile ilişkileri, psikolojik problemler, arkadaş ortamı, işsizlik, toplumsal yozlaşma… Bir savaş oluyor beynin içinde. Alt beyin haz arıyor, doyum arıyor. Üst beyin de ister hazzı ama doğal olmayan yolları istemiyor, biliyor ki bu sonuçta kendisini yıkacak. Maalesef bu kimyasallar öyle güçlü ki bazen tek dozda üst beyini alt ediyor ve koskoca insanoğlu toz zerrelerinin tutsağı oluyor. Belki hiç psikiyatrik bozukluk yaşamayacak birisi psikoza giriyor, belki hiç kanser olmadan ömrünü sürdürecek birisi kanserin pençesinde inler hale geliyor. Ya bağımlıların aileleri? Gözleri önünde yıkılan yakınlarının derdinden harap oluyorlar. Çaresizlik, öfke, hüzün… Karmakarışık duygular içinde kaçıyor uykuları.

Bir de oyun ve internet bağımlılığı var. Nedir bu oyunların sırrı? Gerçek yaşamda kendini değerli hissetmeyen kişilere sanal âlemlerde sunulan krallık kazanma şansı mı? Rekabetçi, zahmetsiz kazanma ve mutlak zafer tutsağı ve ancak bunlarla mutluluk ve başarı hissedebileceğini düşünen bir neslin kendini tatmin yöntemi mi? Yanı başındaki gerçek olan insanlar ve yaşamla bağlantıyı kesip, sanal alemdeki sahte yaşamın içinde kaybolan gönüllü yalnızlar artıyor günden güne.

Bu hafta Yeşilay haftası. Bağımlılık çağın hastalığı belki. Artık ilişkilerde bile bağımlılık hakim olmaya başladı. Annesine bağımlı hiç büyüyemeyen çocukları, eşine/sevgilisine bağımlı ondan ayrı yaşamayacağını düşünen yetişkinleri daha çok görmeye başladık. Bilgisayarına bağımlı, telefonsuz ve internetsiz yaşayamayan bir nesil türedi. Ve en büyük problem de alkol ve madde bağımlılığı. Yüce Yaradan bizi yaratırken bir eksik bırakmamış ruhumuzda, her şey var küçük âlem olan insan oğlunda. Sadece onları ortaya çıkarmayı bilmek lazım. Bizim enandamidlerimiz, endorfinlerimiz (vücuttaki doğal mutluluk hormanları), var kendi beynimizde. Mutlu olmak için dışardan maddeye ihtiyacımız yok! Sadece onları salgılatacak eylemlerde bulunalım. Hadi bu hafta kurtulalım ruhumuzu ve bedenimize kelepçe takan tüm bağımlılıklarımızdan…

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; muayene ve tedavinin yerini tutmaz. Randevu için iletişim sayfasına bakabilirsiniz.