Obezite Psikiyatrik Bir Bozukluk mudur?

Prof. Dr. Mehmet Ak, 3 dk okuma

Tarihte şişmanlık bazı dönemlerde güç ve kudret gibi terimlere benzer şekillerde ifade edilirken bazı dönemlerde ise doğurganlık ve bereket ile tanımlanmıştır. Bu anlayışı sürdüren Afrika’da bir kabilede halen şişman olamayanlar sağlıksız kabul edilmektedir. Ancak şişmanlığa atfedilen bu değer artık son yüzyılda değişime uğramıştır. Artık şişman kişin toplumda daha hareketsiz, sağlıksız ve problemli olarak anılmaya başlanmıştır. Şişmanlık yani obezite, kişilerde her dönemde oluşabilen, genetik, çevresel ve psikolojik etkileşimleri olan kronik bir hastalık olarak tanımlanmaktadır.

Peki insanlarda yeme davranışı nasıl düzenlenmektedir? Hangi organlar bu düzenlemede rol almaktadır ve en önemlisi hangisidir?

İnsanlarda, vücut ağırlığının kontrolü, enerji denge mekanizmaları beyinin hipotalamus denen kısmı tarafından gerçekleştirilmektedir. Özellikle hipotalamusun arkuat çekirdeğinde sentezlenen ve salınan nörohormonlar; pro-opiomelanocortin (POMC), kokain ve amfetaminle regüle edilen transkript (CART), nöropeptit Y (NPY) ve aguti bağlantılı peptit (AgRP), insanda yeme alışkanlıklarını, vücüt ağırlığı ve enerji metabolizmalarını düzenlemektedir. POMC ve CART´ın iştah azaltan etkisinin yanında AgRP ve NPY´ın yemeyi tetikleyen fonksiyonları olduğu gösterilmiştir. Bu nörohormonların sentezi ve salgılanması, pankreasın Langerhans adacıklarında bulunan beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonu ve yağ dokusunda sentezlenip buradan salgılanan leptin hormonu tarafından kontrol edilir.

Leptin yağ dokusundan salgılandıktan sonra, insülin gibi kan-beyin bariyerini geçerek hipotalamustaki reseptörlerine (leptA ve leptB) bağlanıp, NPY ve AgRP gibi iştah arttıran nöropeptitlerin sentezini azaltırken, POMC ve CART gibi iştah azaltan nöropeptitlerin sentezini arttırmaktadır. Sonuç olarak beyin başkanlığında, pankreas, yağ dokusu ve mideden oluşan organ grubu yeme davranışını düzenliyor görünüyor. Bey’nin ana rolü üstlenmesi nedeniyle bu organın hastalıkları veya çeşitli ilaç gibi bu sistemi etkileyen nedenler kilo alımına neden olabilmektedir. Psikiyatrik bozukluklarda iştahın dolaylı olarak etkilenmesi olduğu gibi direk yeme bozukluğu olarak değerlendirilen bozukluklar vardır. Örneğin mevsimsel depresyonun kış tipinde iştah artışı olabilir. Ancak anoreksiya ve bulimia nervosa olarak bilinen yeme bozuklukları da mevcuttur.

Obezite dünyadaki en yaygın sağlık problemlerinden bir tanesi ve obeziteye sebep olan genetik, çevresel faktörlerin yanı sıra bazı yeme bozuklukları da obeziteye sebep olabilir. Diyet yapmak her ne kadar kilo kontrolünün olmazsa olmaz parçası gibi gözükse de diyetlerin zaman içerisinde tıkınırcasına yeme ataklarına sebep olduğu ve tıkınırcasına yeme atakları olan kişilerde diyet düşüncesinin bu atakları arttırdığı araştırmalarla kanıtlanmıştır. Dolayısıyla diyet yapmak bazı durumlarda kişinin kilo almasına sebep olabilir. Tıkınırcasına yeme bozukluğu obeziteye sebep olan yeme bozukluklarından en yaygın olanıdır. Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu tanı kriterleri:

  • Çoğu insanın yediğinden çok daha fazla miktarlarda yiyeceği kısa bir süre içerisinde yemek( ortalama 2 saat)
  • Yeme atağı boyunca kendini kontrol edememe, kontrolden çıkmışlık, hissi
  • Aşırı yeme atakları aşağıda sayılan özelliklerden üç ya da daha fazlasını içerir:
  • 1- Normalden çok daha hızlı yemek
  • 2- rahatsızlık verecek derecede şişene kadar yemek
  • 3- fiziksel bir açlık hissedilmemesine rağmen büyük miktarlarda yemek
  • 4-çok yemiş olmaktan utandığı için yalnız yemek
  • 5- yedikten sonra kendine kızmak, aşırı bir suçluluk hissetmek
  • Aşırı yeme atakları olduğunda üzüntü hissetme
  • Aşırı yeme atakları üç ay süreyle haftada en az bir kez olur.

Nedenlerinde Psikiyatrik Etkenler, Tedavisinde de Psikiyatrik Yöntemler Önemlidir

Obezite tedavisi süreklilik ve bireylerin tedaviye aktif katılımını gerektirir. Ancak obezite bu kadar ciddi bir problem olmasına ve yüksek oranda yaygınlık göstermesine rağmen bir çok kişi de yeterli motivasyon olmaması nedeniyle tedaviye başlamamakta ya da başladıkları tedaviyi sürdürememektedirler. Bu nedenle obezite tedavisinde ele alınması gereken konulardan biri de hastanın tedaviye uyumu ve motivasyonudur. Öncelikle altta bir psikiyatrik hastalık var mı değerlendirilmelidir. Tedavide cerrahi yöntem uygulananlarda bu değerlendirme yapılıyorken diğer yöntemlerde bu eksik kalmaktadır. İlginç bir veri olarak bariatrik cerrahi(mide küçültme amaliyatları) yapılan olguların uzun süre izlemlerinde alkol ve madde kullanımlarında bir artış gözlenmiştir. Bu veri bu kişilerin psikiyatrik izlemlerinin devam etmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Yeme bozukluğu tedavi edilmeden kilo kontrolü sonuç vermez o yüzden yeme bozukluğu obezite tedavisinin bir parçası olarak yürütülmelidir. Tıkınırcasına yeme bozukluğu tedavisinde en etkin olan yöntem bilişsel davranışçı terapidir. Kademeli olarak kişinin yeme davranışını değiştirmesi, kilo ve beden imajını odak noktası yapmasından uzaklaştırması hedef alınır.

Sonuç olarak obezitenin değerlendirme ve tedavisinde psikiyatrik yönün eksik bırakılmamasının önemli olduğu söylenebilir. Diğer davranışlarda olduğu gibi yeme davranışının düzenleyici organı beyindir. O zaman bu davranışa yönelik anormallikleri anlama ve tedavide psikiyatrik yön eksik bırakılmamalıdır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; muayene ve tedavinin yerini tutmaz. Randevu için iletişim sayfasına bakabilirsiniz.